AK PARTİ İL BAŞKANI FEDAİOĞLU’NDAN HAFTAYA BAKIŞ

Adalet ve Kalkınma Partisi Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu Sosyal Medya hesabından yayınladığı “Haftaya Bakış” isimli yazısıyla gündeme dair değerlendirmelerde bulundu,
İl Başkanı Fedaioğlu yaptığı açıklamalarda şunları söyledi ;

“Değerli Gaziantep’li Hemşehrilerim
Türkiye bugün, günü kurtaran reflekslerle değil; riskleri önceden okuyan, sahayı ve masayı birlikte yöneten bir devlet aklıyla hareket etmektedir.
Güvenlikten diplomasiye, kalkınmadan çevre politikalarına kadar uzanan bu yaklaşım, içeride vatandaşın hayatını kolaylaştırmayı, dışarıda ise
İstikrar üreten bir rol üstlenmeyi esas almaktadır. Tutarlılık, bu çizginin temel dayanağıdır.
Suriye’de yaşananlar da bu çerçeveden bağımsız değildir. YPG/SDG’nin, PKK İle olan bağını farklı başlıklar altında gizleme çabası; diyalog söylemiyle sahadaki fiili tutum arasındaki çelişki ve DEAŞ gerekçesi üzerinden oluşturulmaya çalışılan meşruiyet alanı, bölgedeki gerçek sorunları çözmek yerine derinleştirmektedir.
Türkiye açışından esas Olan; Suriye’nin toprak bütünlüğünü esas alan, terör yapılarına alan bırakmayan ve tüm vatandaşları kapsayan bir devlet düzeninin güçlenmesidir. Normalleşmenin yolu da buradan geçmektedir.
Bu yaklaşım yalnızca tek bir ülkeye yada krize odaklı değildir. Bölgenin yıllardır dış müdahalelerle yönetilen bir gerilim hattına dönüşmesi, artık sürdürülebilir değildir. Bölge ülkelerinin kendi sorunlarına kendi iradeleriyle çözüm üretmesi gerektiği gerçeği daha güçlü şekilde hissedilmektedir. “Kurtarıcı bekleme” anlayışının geride kalması, işte bu yeni dönemin en net göstergesidir.
Gazze konusunda Türkiye’nin duruşu da aynı ilkesel zeminde şekillenmektedir. Ateşkes sürecinin içinin boşaltılmasına izin vermeyen, insani yardımı merkeze alan ve kalıcı barışı hedefleyen bir diplomasi yürütülmektedir. Türkiye, yalnızca eleştiren değil; sorumluluk alan, çözümün parçası olan bir aktör olarak hareket etmektedir. İnsani ihtiyaçlardan siyasi mekanizmalara kadar her başlık bu ciddiyetle ele alınmaktadır.
Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin küresel görünürlüğünü artıracak adımlar da bu vizyonun parçasıdır, COP31’in Antalya’da yapılacak olması, Türkiye’nin iklim meselesini tali bir gündem olarak değil, stratejik bir alan olarak ele aldığını göstermektedir. Bu tür organizasyonlar, yalnızca ev sahibi şehirler için değil; Türkiye’nin uluslararası masalardaki ağırlığı açısından da önemli bir kazanımdır.
Bizler bu anlayışla sahada somut işler üretirken, muhalefetin birçok alanda hizmet yerine polemiği tercih ettiği açıkça görülmektedir. Ankara’da yaşanan su krizi, bu yaklaşımın en net göstergelerinden biridir. Zamanında yatırım yapılmaması, altyapının ihmal edilmesi ve yıllardır bilinen kayıp-kaçak sorunlarının ötelenmesi, vatandaşlarımızı günlük yaşamın en temel ihtiyacında mağdur etmiştir. Oysa yerel yönetim sorumluluğu, sorun ortaya çıktıktan sonra bahane üretmek değil; riskleri önceden görerek gerekli altyapıyı kurmaktır. Gaziantep’te olduğu gibi uzun vadeli su temin projeleriyle, kayıp-kaçakla mücadele eden, altyapıyı güçlendiren bir anlayış mümkündür. Yapılması gereken nettir: Planlı yatırım, güçlü altyapı ve sürdürülebilir bir su yönetimi. Belediyecilik, polemikle değil, hizmetle yapılır.

























































































































































































































































































































































